Seyyahların Gözüyle Semt Semt İstanbul

İstanbul kitaplığı yeni bir eser kazandı. Burçak Evren’in hazırladığı “Seyyahların Gözüyle Semt Semt İstanbul” kitabında semtlerin zaman içindeki yolculuğu anlatılıyor.

Seyyahlar için hep bir masal kentti İstanbul. Kurşuni kubbeleri, bir mızrak gibi göğü delen minareleri, sarayları, tepeleri, kuleleri muhteşem Boğaz’ı ile bir düş ülkesi… Gezginler Fransa’dan, İngiltere’den, Almanya’dan, İtal-ya’dan, İskandinavya’dan ve daha birçok ülkeden “şarkın ölümsüz kraliçesi”ni görmek için geldiler. Yalnızca görmekle yetinmeyip haftalar aylar süren keşiflerini yazdılar da.

Tarihçi yazar Burçak Evren’in yeni çıkan kitabı “Seyyahların Gözüyle Semt Semt İstanbul,” sanatçı, yazar, diplomat gibi kimlikler de taşıyan seyyahların keşiflerini kronolojik olarak veriyor.

Kitapta yer alan her semtin zaman içindeki değişimi, dönüşümü bu sürece tanıklık eden kişilerin izlenimleriyle aktarılmış. Bir semtte farklı zamanlarda, farklı kişilerce gerçekleştirilen gözlemler ve yazıya dökülen izlenimler adeta bir gayri resmi şehir tarihçesi oluşturuyor. Kitap çok sayıda görsel malzemeyle (fotoğraf, resim, gravür) desteklenmiş.

Kitapta 30’dan fazla seyyahın yazısına yer verilmiş. Lamartine, Barones Durand De Fontmagne, Evliya Çelebi, Gerard De Nerval, Knut Hamsun, Julia Pardoe, Pierre Loti, Sermet Muhtar Alus bu yazarlardan bazıları.

Kitapta semtler A’dan Z’ye alfabetik sıralamayla yer alıyor. Adalar’la başlayan semte dair seyyahların izlenimleri Yeniköy ve Yeşilköy maddeleri ile son buluyor.

BEYAZIT 1843/Gerard de Nerval: Yeraltı şehri sayılabilecek (Bedesten) bu yerin bir ucu Seraskerlik Meydanı (Beyazıt Meydanı) denen, büyük yapılar ve camilerle çevrili çok şenlikli ve ferah bir meydana çıkar. Burası kadın ve çocukların toplandığı, şehiriçi bir gezinti ve seyran yeridir. Kadınlar İstanbul yönünde Pera’dan daha sık örtülüdürler; yeşil ya da mor feraceler giymiş, yüzleri kalın bir tülle kapatılmış kadınların gözlerinden ve burun kökünden başka yerleri pek ender görülür.

BEYOĞLU ZORIOS PAŞA, 1850-1870: On dokuzuncu asrın ortalarında Beyoğlu cadde, sokak ve evlerinin hal ve vaziyeti halkın ezcümle kadınlarının kıyafetleri, giyiniş tarzları bambaşka idi. Caddeler dar, sokakları yamru yumru idi. Seferathaneler, konsoloshaneler, zengin Rumların bazı Ermeni Katoliklerinin ve İstanbul’da yerleşmiş olan ecnebilerin mükemmel kagir evleri ve Avrupa’nın ikinci ve üçüncü derecedeki otellerini andırır birkaç oteli istisna edilirse, bütün binalar ahşaptı… Müslümanlar ile gayrimüslimlerin mahalleleri ayrı yerlerde olduğundan, Beyoğlu’nda oturanlar muhtelif din, ırk ve millete mensup Hıristiyanlardan ibaretti ve çoğu Rum idi.

ÜSKÜDAR GUILLAUME ANTOINE OLIVEIR/1790: Üsküdar’ın nüfusu 60.000 kadar tahmin olunmaktadır. Pek büyük bir ekseriyeti Müslüman’dır. Üsküdar’ın civarı, mümbit ve iyi ekilmiş araziyle çevrilmiştir. Burada sebze ve meyveler bilhassa bütün kış ve ilkbaharların bir kısmında muhafaza edilebilen cins üzüm yetişir… Üsküdar mezarlıkları genişlikleri, mezarlıklarının ihtişamı, servi ve diğer ağaçların azametiyle bütün Osmanlı İmparatorluğu’nun en ünlü ve en güzel mezarlıklarıdır

KADIKÖY SERMET MUHTAR ALUS 1939: Kadıköy yetmiş seksen sene evveline kadar küçük bir köy. 1860’ta dörtte üçü yanıp kül olduktan sonra yavaş yavaş rağbet buluyor. İstanbullular, yerli Hıristiyanlar taşınıyorlar; bazı Frenkler Moda taraflarına yayılıyor. 1883’te gene büyük bir yangın atlatmış. Asıl büyümeye ve mamurlaşmaya başlaması 1874’te Haydarpaşa İzmir Demiryolu’nun yapılışından sonradır. En baş tacı zamanı Meşrutiyet ve Umumi Harp seneleriydi. Kibar, münevver, şair, muharrir herkes oralı olmuştu.

SULTANAHMET HANS CHRISTIAN ANDERSEN/1842: Sultanahmet Camii gözlerimizi kamaştırıyor. Pencere parmaklıkları yaldızlı, bembeyaz duvarın gerisinde çınar ve serviler boy vermiş, içeride altın yaldızlı sütunların arasından sular fışkırıyor. Küçük avluda Müslüman erkek ve kadınlar sessiz sessiz dolaşıyorlar; geniş merdivenlerle Sultanahmet Camii’ne çıkılıyor. Harikulade güzel oymalı şerefeleri olan altı yüksek minaresi de dahil olmak üzere, cami tamamen mermerden inşa edilmiş; kubbelerinde, minarelerinde hilal biçimli alemler parlıyor. Seyretmesi büyük bir zevk.

EYÜP EDMONDO DE AMICIS/1874: Ya Eyüp Mezarlığı nasıl unutulur?… Fevkalade bir sessizliğe gömülmüş aristokratik bir mahalle gibi uhrevi bir hüzünle beraber dünyevi bir hürmet hissini ilham eden bir mezar şehridir. İstanbul’un başka hiçbir yerinde ölüm tasvirini güzelleştiren ve korkmadan seyrettiren Müslüman sanatı bu kadar zarafetle gözler önüne serilmez. Dudaklarda hem dua hem tebessüm uyandıran hüzün ve zarafet dolu bir kabristan, bir saray, bir bahçe, bir mabettir bu.

Murat Tokay

FavoriteLoading Bu yazıyı Favorilerime ekle

BENZER YAZILAR

Yorum Yapın

*

Önceki yazıyı okuyun:
Teravih Tefsirleri 1433-15

Araf Suresi 59-72. Ayetler. Peygamberlerin sayıları Kuran-ı Kerim'de isimleri sayılan peygamberlerin özellikleri. Hz. Nuh'un öne çıkan özelliği nedir? Ömrü? Peygamberlik...

Kapat