Hakiki Dost Kendimize Verebileceğimiz En Güzel Hediyedir

“Düşünce ve karakter yönünden birbirine yakın olan, ruhların tanışıp kaynaşmasıyla oluşan sıkı bağdır dostluk… Meşakkatli, uzun, tehlikeli yollara beraber çıkılan kişidir. Hiçbir baskı olmadan, zor günlerde desteğini esirgemeyen sıcak bir eldir. İhtiyaç duyulduğunda şefkatli kollarına koşulan, gözlerinin ne söylediğini bilen, övüldüğünde değil asıl yerildiğinde yanında duran, sana sarılandır.

Hiçbir çıkar gözetmeksizin yapılan paylaşım, karşısındakinin ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarına tercih etmek durumudur. Samimi ilgi, engellenemeyen bağlılık, bakışlardaki ve ses tonundaki güvendir.Yüce Allah (cc) şöyle buyurdu: “O gün muttakiler hariç bütün dostlar birbirinin düşmanıdır.” (Zuhruf suresi/67) Peygamberimiz (s.a.v) Efendimiz: “Kişi sevdiği ile beraberdir.” buyurur. (Buhari, Edep 96-Müslim birr 165). Sevdiğimiz insanları iyi seçmemiz gerekir. Ahirette beraber olmak istediklerimizle burada dost olmalıyız. Sonradan düşman olacakları dost edinmemeliyiz. Sonra “keşke filanı dost edinmeseydim” dersiniz. (Furkan 28) Bu surede Yüce Allah, sapıklık içinde olan kişileri dost ve arkadaş edinenlerin, çok pişman olacaklarını fakat son pişmanlığın fayda vermeyeceğini vurguluyor.İki tarafında birbirlerinin güçlü ve zayıf yönlerini çok iyi bildikleri ilişkidir dostluk… İçinden gelerek en samimi duygularla sevmektir, paylaşmaktır, kendisine yakınlık, arkadaşlık, ahbaplık, duyulan kimsedir. En özel sırlarını ona anlatabilmeli, en derin acını, üzüntünü onunla paylaşabilmektir. Seni senden daha iyi tanıyan, sana senden daha çok güvenen kişidir dost. Üzülüp ağladığın zaman onunda gözünden yaş gelmeli…

Her zaman onu arkanda hissetmelisin, sana sezdirmeden o güveni vermeli, yorgun başına omuz, kanayan ruhuna merhem olmalı… Sayısız ikiyüzlü, samimiyetsizler arasında, bir tek o sözünü dosdoğru söylemeli, sana o güveni vermeli… Gerektiğinde canını bile esirgememeli, insanlar içinde seni övmeli, savunmalı ama yalnızken, hatalarını söylemeli…Yüce Allah (cc) şöyle buyurdu: “Ey İman edenler, Müminlerden başka kâfirleri yönetici dost edinmeyin. Aleyhinize olmak üzere Allah’a açık bir belgemi vermek istiyorsunuz.” (Nisa suresi/144) Burada, “dost edinmeyiniz” deyince, çevremizde mahallemizde yaşayan Hıristiyan, Yahudi komşular olabilir. Onlarla insani ilişkilerinizi kesin, görüşmeyin anlamında değildir. Karşılıklı güler yüz hal hatır sormak, tuzum şekerim bitti deyip birbirlerinden alıp vermek gibi ihtiyaçlarını giderebilirler. Sırlarımız verilmemeli, dost edinilmemelidirler. Onları yönetici de kılmamamız gerekiyor.Günümüzde bazı Müslümanlar, inancı olmayanları, imansızları, dost edinirler ve bu durumdan da gurur duyarlar. Bu çok yanlış üzücü bir durumdur. Şunu bilmek gerekir ki; samimi bir müslümanı hiçbir kâfir içten samimi sevmez. Gerçekten küfür içinde olan bir insan, samimi bir müslümanı sevmez. Zaten ortak noktaları da yoktur. Bir araya da gelmeleri zordur. Birisi bara eğlenceye gitmek ister diğeri ibadetle meşgul olmak ister. Biri dedi kodu yapacak, diğeri Kur’an-ı Kerim okuyacak. bu zıt durumlar bir arada olamaz.

Peygamber Efendimiz bu konuda şöyle buyurmuşlardır: “Müşriklerle oturmayın, onlarla bir araya gelmeyin! Kim onlarla oturur ve onlarla seve seve birlikte olursa onlardandır. (Buhari)Küçük bir masal örneği vermek istiyorum; ormanda yaşayan bir adam varmış. Bir gün yine ormanda dolaşırken, bir ayıya musallat olmuş bir ejderha görmüş. Hemen silahını çekip onu öldürmüş. Ayı adama minnettar kalmış. Sürekli arkasında dolaşıyormuş. Adam artık onu evine getirmiş. Beraber yaşamaya başlamışlar. Ayı adamın her dediğini yapıyormuş. Bir gün adam hasta olmuş. Yataklara düşmüş. Ayı adamla çok güzel ilgileniyormuş. Bir arkadaşı ziyaretine gelmiş. Ayı için, “hemen onu gönder” demiş. Adam,” hayır o benim dostum” demiş. Arkadaşı; ” hayır, hiç ayıdan dost olur mu?” demiş. Ama adam dinlememiş. Arkadaşı daha sonra, “dediklerimi unutma” diyerek gitmiş. Odada sinek vızıldıyormuş. Ayı sineğin peşinde koşup duruyormuş. Bir türlü yakalayamamış. Sonunda sinek adamın alnına konmuş. Ayı öfkeyle bahçeden aldığı kocaman taşı getirmiş ve adamın hâlâ alnında duran sineğe vurmuş. Evet, sineği öldürmüş, Efendisi rahatsız olmasın diye, ama efendisi de o ahmak ayının taşı altında can vermiş.”Baki kalan bu kubbede bir hoş sada imiş.” derken Baki; bu gerçekleri yaşayan çoğu insanın, hayatlarının son zamanlarında, yalnızca bir “hoş sada” dan başka bir şeylerinin kalmadığını fark etmiş ve bizlerle paylaşmış… Bir hoş sada ne demektir? İşte, sevgi, saygı, şefkat, merhamet dolu olan dost sadasıdır…

Amine ATEŞ KABAKTEPE

FavoriteLoading Bu yazıyı Favorilerime ekle

BENZER YAZILAR

Yorum Yapın

*

Önceki yazıyı okuyun:
Teravih Tefsirleri 1433-15

Araf Suresi 59-72. Ayetler. Peygamberlerin sayıları Kuran-ı Kerim'de isimleri sayılan peygamberlerin özellikleri. Hz. Nuh'un öne çıkan özelliği nedir? Ömrü? Peygamberlik...

Kapat