Grip ve Nezleye Karşı Günde 2 Bardak Ayran İçin

Havaların soğumasıyla birlikte küçük büyük herkes nezle, soğuk algınlığı ya da gripten muzdarip. Hastalığa neden olan 300″den fazla virüs olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, bu şikayetlerin Mayıs ayına kadar süreceğini belirtiyor. Grip tedavisi ve doğru bilinen yanlışları Prof. Dr. Küçükusta ile konuştuk.

Herkes, nezle, soğuk algınlığı ya da gripten şikayetçi. Bu durum ne kadar daha sürer?

Nezle ve grip virüsleri Kasım ayında yayılmaya başlar ve Mayıs ayına kadar da insanlarda hastalık yapmaya devam eder. Hastalığa neden olan virüsler hem nezle hem de gripte; burun, boğaz, gırtlak, geniz ya da akciğerlere yerleşir. Nezle ve grip arasındaki fark hastalığın seyir derecesidir. Hastalığın ağır seyredip seyretmediğini belirleyen ise “ateş”tir. Vücuduna virüs yerleşen insanlar kendilerini halsiz hisseder, burunları akar, iştahları kapanır ama yine de günlük işlerine, çocuklar okullarına devam eder. İnsanları asıl rahatsız eden iseyüksek ateştir. Ateşin yükselmesiyle hastalığın seyri de ağırlaşır. Gribe neden olan influenza daima yüksek ateş ve ağır bir hastalık tablosu yaratır. Nezle, soğuk algınlığı ise ayakta atlatılan kişiyi çok fazla sarsmayan bir hastalıktır.

Özellikle grip olan birçok kişi doktora gitmeden hemen antibiyotik almaya başlıyor. Bu ne kadar doğru?

Grip olduğumuz zaman özel bir hastalığımız yoksa iyileşmek için bağışıklık sistemimiz bize yeterli. Bu hastalıkların tedavisinde antibiyotiklerin kesinlikle yeri yok. Antibiyotik almak vücuda yabancı kimyasal madde girmesi demek. Bu ilaçların kimisi karaciğerde kimisi böbrekte metabolize oluyor. Ve bir takım alerjik hastalıklar yapıyor. Vücuttaki bakteri dengesini de bozabiliyor. Bu ilaçların gereksiz kullanımı çok ciddi ekonomik kayba neden oluyor. Sadece ciddi bir komplikasyonların varlığında doktor tarafından reçete edildiği zaman antibiyotikler kullanılmalı.

Antibiyotikler dışında diğer ilaçları kullanırken nelere dikkat etmek gerekiyor?

Yanlış kullanılan diğer ilaçlar ise tylol hot ve aspirin. Bizde nezle-grip olanlar hemen gidip suda eriyen C vitamini alır, bu son derece gereksiz bir durum. Vücudumuza tabii ki C vitamini girmeli. C vitamini bağışıklığımızı kuvvetlendirir bizi enfeksiyonlara karşı korur. Ama bugünün dünyasında C vitamini eksikliği olan bir insan hayal edemiyorum. Yediklerimizde yeteri miktarda C vitamini var.

Peki hangi durumlarda ilaç kullanılmalı?

Yüksek ateş hastayı rahatsız ediyor ise ateş düşürücü kullanmak gerekiyor. Ama burnu akan, boğazı ağrıyan yine de yemeğini yiyen bir çocuğun ateşi 39.5 derece bile olsa ilaç vermek doğru değil. Çünkü vücut ateşini yükselterek bir savunma mekanizması oluşturuyor ve virüslerin üremesini durduruyor. Bu durumda ateşin yükselmesine engel olursanız virüslerin çoğalmasına ve hastalığın daha uzun sürmesine sebep olursunuz.

16 yaşından küçüklere ateş düşürmek için aspirin vermeyin

Ateşi düşürmek için ne yapmalıyız?

Ateş çok ciddi baş ağrısına neden oluyorsa basit tekniklerle düşürmeye çalışın. Kişinin üstünün soyulması, evin sıcaklığının çok yüksek olmaması, hastanın alnına, bacaklarına, kollarına ıslak sirkeli havlular konması, çok su içirilmesi, odanın nemli tutulması ile ateş çoğu zaman düşürülebilir. 16 yaşından küçük olanlara bu salgınlarda ateş düşürücü olarak aspirin vermemek gerekiyor. Aspirin, griple birlikte “Reye sendromu” dediğimiz ağır bir hastalığa sebep olabilir. Eğer bu yöntemlerle ateş dürüşülemiyorsa parasetemol tarzı ilaçlar kullanabilirsiniz. Ama son yıllarda yapılan çalışmalarda parasetemol türü ilaç kullanılan çocuklarda astım riskinin yüksek olduğu görülmüştür. Bu nedenle ateşi önce geleneksel uygulamalarla düşürmeye çalışmak gerekiyor.

Bağışıklık sistemini güçlendirmek için neler yapmak gerekiyor?

Ayran, yoğurt ve kefir mayalı yiyecek, içeçekler bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Günde 2-3 bardak ayran içmek veya 1 kase yoğurt yemek faydalı. Kefir de içilebilir. Ayran içtim grip olmayacağım diye bir şey yok ama genel olarak vücudun bağışıklığını kuvvetlendiriyor.

Hasta olduktan sonra vitamin almanın faydası yok

Meyve sebze yiyenler hastalıktan daha mı çabuk kurtulur?

Hasta olduktan sonra meyveyi ve sebzeyi fazla yemenin bir faydası yok. Her öğün bir ya da iki porsiyon meyve sebze yenebilir. Hasta olduğunuz dönemde sadece fazla sıvı tüketmenin yararı büyük. Diğer vitaminlerin de bir faydası yok. Bu vitaminleri de daha önceden zaten alıyor olmanız gerekiyor. Antioksidan, balık yağı bilimsel olarak etkinliği kanıtlanmış ilaçlar değil. Marul, roka, havuç, yeşil biber ve maydanoz makul miktarlarda yenebilir. Özellikle hastalığı düzelten ya da önleyen sihirli bir meyve yok. Bunlar insanların her gün yemesi gereken şeyler.

Bitki çayları tedavide yarar sağlıyor mu?

Bitki çayı içeceğinize sıcak su da içebilirsiniz… İnsanların yüzyıllardan beri hastalıklara karşı yiyip içtiği şeylerin iyileştirici etkileri var. Ama bunların ticari ürün olarak geliştirilenlerinin yarardan çok zararı olabilir. Özellikle ilaç kullananlarda, şeker, böbrek, tansiyon, kalp hastalarında yan etkileri görülüyor. Geleneksel içecekler ballı ıhlamur, zencefilli bal hastalara iyi gelir.

Hangi durumlarda mutlaka doktora başvurulmalı?

Sağlıklı bir erişkin şikayeti onu rahatsız etmeyecek şekilde ise doktora gitmesine gerek yok. Ihlamur, süt, ayran, kefir içip; salatasını, meyve sebzesini yiyip evinde dinlenirse kısa sürede iyileşir. Gripte en az 3 gün ev istirahati şart.

Çocuğunuz grip oldu diye üzülmeyin!

Çocukları bu hastalıklardan tamamen korumak mümkün değil. Çocuklar hasta olmasın diye okula ya da kreşe göndermemek de bir önleyici yöntem olamaz. Hatta çocuklar ne kadar küçük yaşta enfeksiyonlarla tanışırsa bağışıklık sistemleri daha iyi kuvvetlenir. Bu çocuklarda ileriki yıllarda astım ve bazı kanser türlerinin daha az görüldüğü biliniyor. Çünkü bağışıklık sistemi mikropları tanıdıkça daha kuvvetli olmaya başlıyor. Çocuk ilk mikropları anne karnında, normal doğum sırasında tanımaya başlıyor. Sezaryen doğumlarda hastane ortamında bulunan mikropları alıyor. Bunlar da bağışıklık için o kadar faydalı mikroplar değil. Şimdiki çocuklar steril ortamda genelde de tek çocuk olarak büyüyor. Çocuğunuza kardeş yapmıyorsunuz, onu olabildiği kadar erken yaşta yuvaya gönderin erken yaşta hastalanmaya başlasın. Bunun doğru olduğunu gösteren pek çok çalışma var.

Türkan Hiçyılmaz

FavoriteLoading Bu yazıyı Favorilerime ekle

BENZER YAZILAR

Yorum Yapın

*

Önceki yazıyı okuyun:
Teravih Tefsirleri 1433-15

Araf Suresi 59-72. Ayetler. Peygamberlerin sayıları Kuran-ı Kerim'de isimleri sayılan peygamberlerin özellikleri. Hz. Nuh'un öne çıkan özelliği nedir? Ömrü? Peygamberlik...

Kapat