Zühd; dünyayı kalben terketmektir miskinlik değil

 

Ebu’l-Abbâs Sehl İbn Sa’d es-Sâidi radıyallahu anhunun anlattığına göre, Peygamberimiz sallallahu aleyhi veselleme bir adam geldi ve:

— Ya Rasulallah! Bana, yaptığım zaman; hem Allah’ın hem de insanların beni seveceği bir iş söyle, dedi. Bunun üzerine Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi vesellem:

— Dünya ve dünyalıklardan yüz çevir, Allah seni sevsin; halkın elinde olandan yüz çevir, insanlar seni sevsin, buyurdu.

Kaynak: İbn Mâce, Zühd 1.

Hadisin Önemi

Bu hadis-i şerif, Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellemin iki büyük tavsiyesini ihtiva etmektedir. Bunlardan birincisi, dünyaya gereğinden fazla değer vermeme ve Allah’ın sevgisinin buna bağlı olduğu konusudur. İkincisi ise insanların sahip oldukları mal mülk ve buna benzer varlıklara talip olmama, insanların sevgi ve takdirlerinin de buna bağlı olduğu konusundadır. Şu husus, İslâm’da bilinen bir gerçektir ki, insan ahireti dünyaya tercih ederek, Allah’ın sevgisine mazhar olmadan dünya ve ahiret mutluluğuna ulaşamaz. Tabii ki insanların sevgi ve takdirlerini de kazanabilmek için insanların sahip olduğu mal, mülk, makam ve mevkilerden de kişi kendini azade etmeli, iyi amelleri elde etmeye çalışmalıdır. Çünkü ahiret daha hayırlı ve daha kalıcıdır. Bunun için İbn Hacer el-Heytemi bu hadis için “İslâm’ın merkezini teşkil eden dört hadisten biridir” demektedir.

Açıklaması

Bir mümin için bu dünyada en çok arzu edilen şey, önce Allah, sonra da insanlar tarafından sevilen bir kul olabilmektir. İnsandaki sevilme duygusu, sevme duygusundan daha önde gelir. Kişinin Allah ve insanlar tarafından sevilen bir kimse olması, kendi elindedir. Sahabeden birinin Peygamber Efendimize bu hususu sorması üzerine, Allah Resulü kısa fakat kapsamlı bir cevapla bunun yolunu göstermiştir. Peygamber Efendimizin, herhangi bir konuda sorulan böyle sorulara muhataba göre değişen farklı cevaplar verdiği bilindiği için burada verdiği cevabın, bu sevginin yegâne şartı olduğunu söylemek doğru değildir.

Allah’ın seni sevmesi için…

Nitekim Kur’an-ı Kerim’in çeşitli ayetleri ile Peygamberimizin pek çok hadislerinde, Allah’ın kulunu sevmesinin belli başlı şartları ve belirtilerinden bahsedilir. Bu hadiste işaret edilen, dünyadan, dünyalıklardan ve insanların ellerinde bulunanlardan yüz çevirmek, onlardan sadece biri, fakat en önemli sayılanıdır.

Dünya sevgisi, bütün kötülüklerin başıdır. Zühd ise dünyada nefsin hoşuna gidecek birtakım işleri yapmaya gücü yetmesine rağmen, ahireti düşünerek, Allah’ın azabından korkup cennetini umarak, Allahu Zülcelâl dışındaki her şeyden gönlü arındırmak, nefsin isteklerine gem vurmaktır.Bu niteliklere sahip bir kimseyi Allah sever. Çünkü böyle bir kimse, Allah’ın rızasından başka bir şey düşünmez. Açlığını giderecek miktarda yiyecek, bedenini örtecek kadar giyecek, kendisini soğuktan ve sıcaktan koruyacak meskenle yetinen ve dünya hırsına kapılmayan insan, zühd hayatını tercih etmiş demektir.

Görüldüğü gibi zahidlik, dünyadan tamamen el etek çekmek, başkalarına muhtaç olup el açacak derecede fakir ve yoksul yaşamak anlamına gelmemektedir. Çünkü insan için elinin emeğiyle geçinmekten ve başkasına muhtaç olmamaktan daha üstün bir fazilet olmadığını bildiren de Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellemdir.

Zahidlik, yukarıda da ifade ettiğimiz gibi, insan ne kadar mal ve mülke sahip olursa olsun, bunlara gönül bağlamamak ve onların sevgisini Allah’ın sevgisinin üzerine çıkarmamak, gerektiğinde varlığını Allah yolunda sarf edebilmek anlamına gelmektedir.

Yine zahidlik, başkalarının elinde bulunan mala, mülke ve dünya varlıklarının hiç birine göz dikmemek, bunlara sahip olanlara karşı kin, haset ve kıskançlık hisleri beslememek demektir. Böyle bir kimseyi Allah sevdiği gibi insanlara da sevdirir.

Sonuç itibariyle, kişinin Allah ve insanlar tarafından sevilmesinin önemli şartlarından biri zühd ehli olmasıdır.

Bazı âlimlerin zühd anlayışları

Dünyadan elini çekme, dünyaya kıymet vermeme manalarına gelen zühd kelimesinin açıklamasında, Selefi Salihin ve onlardan sonraki âlimler, çeşitli beyanlarda bulunmuşlardır. Sonuçta anlatılanların hepsi İmam Ahmed b. Hanbel’in Ebu İdris el-Havlani’den rivayet etmiş olduğu şu gerçeğe dayanmaktadır.

Ebu İdris rahmetullahi aleyh şöyle demiştir: “Dünyaya kıymet vermemek, helâli haram yapmak yahut malı zayi ve telef etmek değildir. Bilakis dünyaya kıymet vermemek, Allah’ın kudretine ve onun vereceği sevaba kendi elindekinden daha fazla güven duymaktır. Bir de kişiye bir bela geldiğinde, onun ecir ve sevabını bekleyerek, ‘keşke bu musibet böyle kalıp hep sevap getirse’ diyecek kadar sabır ve tevekkül göstermektir.

Vehb b. Verd rahmetullahi aleyh; “Dünyada zühd; elde olana sevinmemek, elden çıkana üzülmemektir.”

İmam Ahmed b. Hanbel; “Dünyada zühd, insanların elinde olandan ümit kesip boş kuruntulardan da uzak olmaktır.”

Selef-i salihinden bazıları zühdü üç kısma ayırmıştır:

1- Şirkten ve Allah’tan başka ibadet edilen her şeyden uzak olmak.

2- Haram ve bütün masiyetlerden (günah) uzak olmak.

3- Helâllerde ölçülü davranıp aşırıya gitmemek.

(Zühdün bu üç kısmından bir ve ikinci kısım vaciptir, üçüncü kısım vacip değildir.)

İbn Mübarek, İbn Ebî Muti’den şunu rivayet etmektedir: “Zühd üç şekilde gerçekleşir:

1- Söz ve ameli Allah için yapmalı, bunlardan dünya menfaati gözetmemeli.

2- İyi olan şeyi yapmalı, kötü olan şeyi terk etmelidir.

3- Helallerde bile ölçülü davranıp aşırıya gitmemelidir.”

İbrahim İbn Edhem rahmetullahi aleyh, “Zühd üç kısımdır. Bunlar; farz, fazilet ve selâmet olan zühdlerdir” demiştir. Farz olan, haramdan uzak olmak; fazilet olan, helâllerde ölçülü davranmak; selâmet olan da şüpheli şeylerden uzak olmaktır.

Not: Bu yazının hazırlanmasında, İmam Nevevî Hazretlerinin “Hadislerle İslâm” isimli eserinden faydalanılmıştır.

GÜLİSTAN 120. Sayı

FavoriteLoading Bu yazıyı Favorilerime ekle

BENZER YAZILAR

Yorum Yapın

*

Önceki yazıyı okuyun:
Teravih Tefsirleri 1433-15

Araf Suresi 59-72. Ayetler. Peygamberlerin sayıları Kuran-ı Kerim'de isimleri sayılan peygamberlerin özellikleri. Hz. Nuh'un öne çıkan özelliği nedir? Ömrü? Peygamberlik...

Kapat