Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesi Türkiye Yazma Eserler Kurumu Oldu

Amerikalıların Osmanlı’da askerlik, Japonların muhasebe tarihi, İngilizlerin de optik konusunda araştırma yapmak için sıkça ziyaret ettiği Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesi, artık Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı olarak faaliyet gösterecek.Bin yıllık, yüzlerce esere ev sahipliği yapan kütüphane, başkanlığın faaliyete geçmesiyle yeniden restore edilerek gün yüzüne çıkacak, tıp, coğrafya, kimya, hijyen, tefsir, din bilimleri, divan ve edebiyat türündeki eserlerle, bilimin ışığını dünyaya yayacak.

TBMM Genel Kurulu’nda 28 Aralıkta kabul edilen ve 30 Aralıkta resmi Gazete’de yayımlanan 6093 sayılı Kanun ile kuruluşu gerçekleştirilen Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı ile ilgili AA muhabirine bilgi veren Süleymaniye Kütüphanesi Müdürü Emir Eş, Devlet Demir Yolları Genel Müdürlüğü ve Vakfı, nüfus müdürlükleri, Tapu İdaresi, Genelkurmay Başkanlığı, Harp Akademileri ve Cumhurbaşkanlığının, ellerindeki kitaplarla, defterlerin onarımı için Süleymaniye Kütüphanesi’ne başvurduğunu belirtti.Türkiye’de, kağıt restorasyonu konusunda, Süleymaniye’den başka daha çaplı bir kuruluş olmadığını söyleyen Eş, gelen talepleri karşılayamadıklarından dolayı, ihtiyaçlarını ilgili müsteşarlığa ilettiklerini ifade etti.

Bunun sonucunda kısa süre içinde Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığının kurulduğunu anlatan Eş, ”Müdürlük statüsü içinde, yazma eserlere verilmesi gereken önemi bir türlü ifa edemeyen Kurumumuz, Başkanlığın kurulmasıyla bundan sonra sadece kütüphanemizdeki değil, Türkiye’nin her yerindeki kütüphanelerde yazma eserlerin her türlü bakım, ihtiyaç konularının tasnifi, kataloglanması gibi konularda hizmet verebilecek” dedi.Böylece, Süleymaniye Kütüphanesi’nde ihtiyaç duyulan hizmetlerin verilebilmesi için teknik, uzmanlık, idari kadroların, ehil kişilerden ve personellerden seçilmesi konusunda bir imkan doğduğunu anlatan Emir Eş, şöyle konuştu:

”Bir dezavantajımız vardı. Süleymaniye Kütüphanesi ve benzeri kütüphaneler devlet memuru kadrosundaki elemanları burada yetiştiriyor, ancak daha fazla ücret veren özel sektör bu kadroları bizden kapıyordu. Kütüphanemiz de problemleriyle baş başa kalıyordu. Bu kanunla, ücretlerin iyileştirilmesi suretiyle personelin elimizde tutulması, daha verimli hizmetlerin oluşturulmasının zemini hazırlanmış oldu. Başkanlığın kurulmasıyla merkez teşkilatta 200 civarında bir personelle bu hizmetler yürütülecek. Taşra teşkilatında ise 166 personel görev yapacak. Kalifiye elemanların seçilmesi, Başkanlık tarafından özel sınavlarla yapılacak. Başkanlığa henüz bir atama yapılmadı. Başkanlığın merkez teşkilatını 5 daire başkanı, 3 bölge müdürü oluşturacak. İstanbul, Ankara ve Konya’da olmak üzere 3 bölge müdürlüğü kurulacak. İstanbul Yazma Eser Bölge Müdürlüğüne bağlı 6 kütüphane, Ankara’dakine 5 kütüphane, Konya’da 4 kütüphane olmak üzere 15 kütüphane hizmet verecek. Merkez İstanbul olmak üzere hizmetin tamamı Anadolu’ya yayılacak.”

Eserler yeni yerinde okuyucuya sunulacak

Eserlerin fiziki anlamda emniyetinin sağlanması için güvenlik ekipleri, kameralar ve depolarda alınan özel tedbirle sağlandığını anlatan Eş, eserlerin korunması için şu anda yeterli olmayan, az verimle çalışan bir sistem olduğunu belirtti.

4 yıldan beri yürütülen bir projeyle kağıt restorasyonu ile ilgili çalışma yaptıklarını bildiren Eş, şunları kaydetti:”Eserlerimizi buradaki depolardan başka bir depoya, klimal ortamda kuruluk, nem ve ışık durumlarını sürekli kontrol altında tutulduğu bir ortama taşıyacağız. Kütüphanemizin kuzeyine düşen bölümünde eski tıp medresesinde bu hizmet verilecek. Kimya, biyoloji, genel laboratuvar ile restorasyon ve mikrofilm merkezi, cilt atölyesi ve birimler burada hizmet verecek. Eski darüşşifa binası olan, eski hastane de denilen bölümde ise uzmanlar eserlerin rezervini tespit edecekler. Hangi alanda eserlerimiz dünyaya ışık tutacak, bilim çevresinde ses getirecek hangi eserler var, bunları belirleyecekler. Böylece kültür kurumlarını devletin sırtında hantal bir yük olmasından kurtaracağız.”

Altın terazisinde tartılıyor, tarihi bohçada sunuluyor

Ellerinde her dalda çok kıymetli eser bulunduğunu vurgulayan Emir Eş, şöyle devam etti: ”Hiç kimseyi potansiyel suçlu görmemek üzere eserimizin okuyucuya sunumunda özel bir tedbir alıyoruz. Eserlerimizi, seri bir şekilde okuyucuya çıkarmıyoruz. Yazma eserlerimizin tümünü okuyucularımız interaktif ortamda okuma salonunda inceleyebiliyor. Hatta evden veya iş yerlerinden web sayfamıza girerek künye bilgilerini alabilirler. Ancak illa bir yazma eserin okuyucuya verilmesi gerekiyorsa biz eseri önce elektronik altın terazisinde tartarız. Gerekli kayıtları tutar, sonra okuyucuya özel bir itinayla tarihi bohçalar içinde sunarız. Okuyucunun eser üzerindeki çalışmayı bitirmesinden sonra aynı sistem uygulanır ve yine eser tartılır. İlk tartıyla son tartı arasında en ufak bir rakamsal milimetrik oynama olduğu zaman derhal kamera kayıtları ile salon görevlilerin ve okuyucunun bilgisine başvurulur. Bugüne kadar bu konuda bir sıkıntı yaşamadık. Eserlerimiz sadece bu tedbirle sunulmuyor. Okuma salonunda görevliler de eserlerimizin korunması konusunda özen gösteriyorlar.”

Kütüphanenin, cumartesi, pazar ve resim tatil dinlemeksizin 4 yıldan bu yana her gün gece yarısına kadar açık olduğunu söyleyen Eş, ”Araştırmacılar gündüzleri üniversite olduklarından onlara daha fazla hizmet verebilmek için geç saatlere kadar kütüphanemizi açık tutuyoruz” dedi.

Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesi’nin önemi

Süleymaniye Kütüphanesi Müdürü Emir Eş, Süleymaniye Kütüphanesi’nin 1557’den 1918’e kadar olan süreçte, Osmanlı’nın eğitim alanında en önemli kurumlarından birisini oluşturan Süleymaniye Medresesi’nin bir parçası olduğunu kaydetti.Burada Hadis ilimleri başta olmak üzere gramer bilimleri, tarih, fıkıh, hukuk, tıp, astronomi ve matematiğin en çok okutulan bilim dalları arasında olduğunu anlatan Eş, şöyle konuştu:

”Süleymaniye Yazma Eserler Kütüphanesi, 1918’e kadar medreseydi. Osmanlı Devleti’nin yakılmasıyla başlayan süreçte, Süleymaniye medreseleri öğrencisiz kalmıştır. Tevhidi Tedrisat Kanunu ile tekke ve zaviyelerin kapatılması, 1928’de de harf inkılabından sonra burası kütüphaneye dönüştü. 90 yıl önce yaklaşık İstanbul’un nüfusu 1 milyonken İstanbul’un 200 kütüphanesi vardı. Bu 200 kütüphaneden şu anda 140 tanesi burada. Süleymaniye Kütüphanesi 1918’den sonra başlayan süreçte 1950’ye kadar depo hizmeti veren bir mekandı. 1950’lerden sonra kütüphane olarak görev yapmaya başladı.”

Bu kütüphaneyi diğerlerinden ayıran en önemli noktanın, içindeki ilmi kaynakların bugünkü seviyeye hangi aşamalardan geçerek gelindiğini göstermesi olduğunu belirten Eş, ”Optikle ilgili bir konuyu araştırmak için 1000 yıl önce yaşamış İbni Heysem’in kitabını incelemek üzere İngiliz bilim adamları buraya geliyor. Amerikan bilim adamları da askerlikle ilgili bir konuyu araştırmak için kütüphanemizde Osmanlı ordusunda bir askerin günlük kalori ihtiyaçları ile ilgili hesapları realize ediyorlar. Muhasebe tarihi yazmak isteyen Japon bilim adamları da Süleymaniye’ye geliyor” dedi.

Süleymaniye Kütüphanesi’ndeki eserlerin yüzde 72’sinin Arapça, yüzde 23’ünün Osmanlı Türkçesi, yüzde 5’sinin Farsça olduğunu ifade eden Eş, yüzde 3’ünün de Yunanca, Ermenice, Sırpça gibi diğer dillerden oluştuğunu belirtti.En eski eser 1376 yaşındaEn eski eserin 1376 yaşında olduğunu bildiren Eş, ”Bu eserimiz Arap şiiriyle ilgili bir eserdir. Kütüphanemizde çok farklı dallarda, tıptan coğrafyaya, kimyadan hijyene, tefsirden dil bilimlerine, edebiyattan psikolojiye kadar 1000 yaşını aşkın yüzlerce eserimiz var” diye konuştu.Dünyanın her yerinden bilim adamlarının Süleymaniye Kütüphanesi’ne müracaat ettiğini söyleyen Eş, şöyle devam etti:

”Yeni Zelanda, Çin, Japonya, Meksika, Kanada ve Amerika’nın yanı sıra Avrupa ve İslam dünyasından insanlar buraya gelip, kütüphanemizde gerekli araştırmaları yapıyor. Kütüphanemizin dünya bilim çevreleri açısından önemi fevkalade fark edilmekte. Bu dağın altında maden olduğu bilinmekle birlikte rezervi tam olarak tespit edilebilmiş değildir. İngiltere’nin sadece bilgi, belge, doküman sunumundan ve dil kurslarından elde ettiği turizm geliri, Türkiye’nin tüm turizm gelirinden daha fazladır. Bizde ise kültür kurumları devletin sırtında bir kambur gibidir. Kültür kurumları personel ücretleri açısından diğer bakanlıklara nazaran daha zayıftır. Çünkü devlete ekonomik bir katkı sunamadıkları için devlet de bunlara bu oranda bir ücret politikası uygulayabiliyor. İngiltere’nin dil kursları ile bilgi, belge ve doküman sunumundan elde ettiği materyal bizde fazlasıyla var olduğu halde biz neden sunamıyoruz? İşte bu bizim içimizde bir sancı ve acı olarak duruyordu.”

“Kitap hastanesi”

Süleymaniye Kütüphanesi Müdürü Emir Eş, bir ”Kitap Hastanesi” oluşturulması yönünde çalışma yaptıklarını söyledi. Henüz başlangıç aşamasında olduklarını ifade eden Eş, hastane kurulduktan sonra tarihi kitapların PH ölçümleri, asit ölçümleri, asitlenmenin durdurulması gibi konularda çalışmalar yapılacağını sözlerine ekledi.

FavoriteLoading Bu yazıyı Favorilerime ekle

BENZER YAZILAR

Yorum Yapın

*

Önceki yazıyı okuyun:
Teravih Tefsirleri 1433-15

Araf Suresi 59-72. Ayetler. Peygamberlerin sayıları Kuran-ı Kerim'de isimleri sayılan peygamberlerin özellikleri. Hz. Nuh'un öne çıkan özelliği nedir? Ömrü? Peygamberlik...

Kapat