Seyahatname- i Süreyya

Seyahatname- i Süreyya

Dünyada Müslümanların az seyahat ettiğini anlatan Prof. Sırma, “Kitaplardan öğrendiğimin iki mislini gezerek öğrendim. Devekuşu meselâ… Bu hayvanların ne kadar hızlı hareket ettiklerini bizzat görünce anladım.” dedi.

Sırma konuşmasına şöyle devam etti:“Firavun’un sarayından kalma sütunu gördüm. Çok büyüktü. İnsan yanında bir böcek kadar küçük kalıyordu. Firavun o cesaretle, Hz. Musa’nın karşısına çıkmıştı. Piramitler çok ilginçti. Yurtdışına ilk olarak 1967 yılında tahsil amacı ile çıktım ve Paris’e gittim. Dinimiz ‘Yola çıkınca iyi arkadaş edinin’ diyor. Bir yol arkadaşım yüzünden Katar’dan İstanbul’a gelene kadar aç kaldım. Paris’te bir papaz bana ‘Okumak cennettir, gezmek cehennem.’ demişti. Çünkü gündüz gezdiğinizi gece yazmak zorundasınız. Zira ertesi gün tekrar yeni şeyler öğreneceksiniz…”

Bugüne kadar dünyanın bir çok ülkesini gezen, bazı yerlere de ilmî tebliğler vermek üzere giden Prof. İhsan Süreya Sırma, konuşmasının ilerleyen bölümünde şöyle dedi:“10 yıl Viyana’da kaldım. Viyana’nın tarihî kimliği öne çıkıyor. İki Viyana seferi de fetih amacıyla gerçekleşmemiştir. İlk sefer sadece Avusturya’yı tehdit amacıyla, ikincisi de padişahtan habersiz gerçekleşmiş.”

“Çin’de Üniversite Kurmuştuk”

Sohbet toplantısı esnasında Yardım, “Seyahat ve mübalağa arasındaki münasebete” temas ederken şu soruyu sordu:“Evliya Çelebi’nin Seyahatname’sinde bazen mübalağa görüyoruz. Meselâ Erzurum’daki kedi örneği… ‘Bir kedi kışın damdan dama atlarken havada dondu bahar olunca da yere düştü…’ diye anlatıyor. Veya Bitlis’ten bahsederken, ‘Bir kahve ikram ettiler, içtim, ama daha sonra onu koyacak düz bir yer bulamadım. O kadar dağlık, tepelik.’ diyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?”

Bu soruya cevap veren Sırma, kendisinin de üniversiteyi Erzurum’da okurken, okuldan eve geldiği gün çantasını taşıyan elini açamadığından bahsetti. Sırma, bu mübalağalı örneklerin seyahatnameleri okunur hâle getirdiğini söyledi. Güney Afrika Cumhuriyeti’ne yaptığı geziye temas eden Sırma, Sultan 2. Abdülhamid’in gönderdiği Ebubekir Efendi’nin fıkıh kitabının hâlâ orada okunduğunu ve Afrikalı Müslümanların bu kitap sayesinde İslâm’ı koruduklarını ifade etti. Sultan 2. Abdülhamid Han’ın Çin’de kurduğu Pekin Hamidiye Üniversitesi’ni uzun uzadıya tasvir eden bilim adamı, Çin’de Osmanlı döneminde yapılmış camilerden de bahsetti. Ardından uzmanlık alanı olan Sultan Abdülhamid’den söz ederken yabancıların da padişahımızı çok takdir ettiğini vurguladı. Sırma, buna örnek olarak, padişahın engin ufkunu tarif eden Jack Berg’in “Sultan Abdülhamid bastonunun ucunu Karadeniz’e soktuğunda Akdeniz bulanıyor” sözünü nakletti.

İmran Aydın

FavoriteLoading Bu yazıyı Favorilerime ekle

BENZER YAZILAR

Yorum Yapın

*

Önceki yazıyı okuyun:
Teravih Tefsirleri 1433-15

Araf Suresi 59-72. Ayetler. Peygamberlerin sayıları Kuran-ı Kerim'de isimleri sayılan peygamberlerin özellikleri. Hz. Nuh'un öne çıkan özelliği nedir? Ömrü? Peygamberlik...

Kapat