Canlı Renkler

Şair Hüseyin Akın, uzun zamandır dergide yayınladığı yazıları, Canlı Renkler adıyla kitaplaştırıldı. Eser, Hüseyin Akın’ın dönemin edebiyat tarihine bakış açılarını içeriyor.

Allah’ı bilmeyen bunalımı bilir

Hüseyin Akın’ın bu incelemelerden biri var ki, “İlk Türk Pozitivist ve Naturalisti:  Beşir Fuat” başlığıyla, Tanzimat döneminden Servet-i Fünun’a oradan da günümüze gelen Müslüman dünyasının yaşadıklarını materyalist olan Beşir Fuad ve Müslüman olan Sadullah Paşa üzerinden anlayabiliyoruz. Bilindiği gibi Tanzimat döneminde intihar etmeler başladı. Servet-i Fünun’da ise çoğaldı, adeta çığırından çıktı,. Sadullah Paşa ve Beşir Fuad’ın intiharının ardından toplumda meydana gelen buhranların arttığını görüyoruz.

Orhan Okay hocanın tespitlerine göre o dönemden sonra bu intiharlara her gün bir yenisi eklendi, her gün mecmualarda bu tür haberlere rastlanır oldu. Merak ettiğimiz husus şu; o dönemde toplum üzerinde İslamiyet’in etkisi mi azaldı, yoksa intihar eden kişiler İslamiyet’in etkisine hiç girmediler mi? Edebiyat tarihimize intiharıyla kalan yazarlarımızı da inceledik. Bu yazarların başında Beşir Fuad, Sadullah Paşa, Ziya Gökalp, Sadık Hidayet, Zafer Ekin Karabay, Şunu da belirtelim niyetler amellerden önce gelir, Ziya Gökalp her ne kadar intihar edip ölmese de, ruhunu intiharla gömmüştür.  Edebiyatçılığın bunalıma sürükleyen nedenlerini, entellektüel kimlikleri neden durduramadı? Bunalıma girmiş bazı isimler ve edebi kimliklerini göz önüne getirin. Bazıları şunlar;

Beşir Fuad: Ataistti. Kaderin insanın elinde olduğunu kendisine kanıtlamak için bileklerini keserek intihar etti. Öldüğünde 45 yaşındaydı.

Ziya Gökalp: 27 yaşında tabanca ile intihara teşebbüs etti. Ölene kadar kafasındaki kurşunla yaşadı.

Sadık Hidayet: İran edebiyatının önde gelen kaleminden biriydi. Daha önce bir kez intihara teşebbüs eden Hidayet’in ölümünü arkadaşı şöyle anlatır;’Paris`te günlerce, havagazlı bir apartman aradı ve buldu. 9 Nisan 1951 günü dairesine kapandı ve bütün delikleri tıkadıktan sonra gaz musluğunu açtı. Ertesi gün ziyaretine gelen bir dostu, onu mutfakta yerde yatar buldu. Tertemiz giyinmiş, tıraş olmuştu ve cebinde parası vardı. Yakılmış müsveddelerin kalıntıları, yanı başında yerde duruyordu.

Nligün Marmara: Sylvia Plath sevgisi, Marmara’yı ölümde de sevdiği şairin yazgısıyla birleştirdi. 13 Ekim 1987’de henüz 29 yaşındayken “yaşama karşı ölüm” dedi ve intihar etti.

Sebep sonuç ilişkisi içinde, bu soruların cevabını, bu mevzuu hakkında düşünmüş, dinin gerekliliğini bilen, Canlı Renkler’in yazarı, şair Hüseyin Akın’a müslüman yazarların neden intihar ettiklerini sorduk. Bu durumu daha da iyi anlamak; çeşitlendirmek amaçlı, değerli edebiyatçılarımıza  da aynı soruyu yönelttik:

toplumda bunalımların intiharların edebiyatçılar üzerinde yoğunlaşmasının sebebi nedir ? Özellikle Servet-i Fünun edebiyatında melal, intihar gibi sorunların olmasında Müslüman gibi yaşamamanın etkisi mi varmı?

Hüseyin Akın:

“İntihar” Tanzimat’la birlikte dilimize girmiş bir kelime. Her ne kadar Albert Camus gibi yazarlar “Gerçekten önemli tek bir felsefe sorunu vardır: intihar” deseler de insanın kendini ansızın tenha bir yerde kıstırıp suikast düzenlemesi aynı zamanda edebiyat sorunudur da. Edebiyatımızın özgün eleştirmenlerinden Beşir Fuat 35 yaşında bileklerini keserek intihar etti. Daha intiharından iki yıl evvel kendisini Ahmet Mithat Efendi’ye ihbar etmişti. Kuşkusuz ki intiharında adeta bir amentü haline getirdiği pozitivizmin büyük etkisi vardı.  “Tanrı yoksa her şey mubah” diyen Dostoyevski bu yolun her zaman açık olduğunu söylüyordu romanında. Zira ‘dünya bir ziyafet sofrasıdır karnı doyan kalkar’. Beşir Fuat’ın karnı 35 yaşında Sadullah Paşa’nın karnı 52 yaşında doydu, ikisi de sofradan kalktılar.

Sadullah Paşa dini ilimlere vakıf birisi olmakla birlikte meşhur 19.Asır Manzumesi ile adını duyurmuş birisidir. Bu manzume Batıya karşı duyulan aşırı hayranlık ve aşağılık kompleksinin bir yansımasıydı. Sadullah Paşa da Viyana’da elçi iken kaldığı binada havagazını açık bırakarak intihar etmiştir. Edebiyatçı intiharlarını sadece İslami inanç zafiyeti ile açıklamak doğru olmaz. Zira müntehirler arasında İslami duyarlığı yüksek şair ve yazarlar da vardır. Hayat karşısında savunma melekelerini kaybetmişlikle açıklanabilir örnekleri göz ardı etmemek gerekir. Bazı şairler için intihar hayati tehlikeyi atlatma denemesidir.  Bir müntehir şairin giderayak yazdığı son satırlar umumiyetle şudur: ‘ Ey benim cevapsız sorularım, sizinle intihar ediyorum!”

Ahmet Edip Başaran ise sorumuzu çokça düşünerek yanıtladı:

Türk edebiyatında bunalımların batı etkisiyle beraber başlaması bir hayli manidardır bence. Çünkü öz kanımızı, dimağımızı, idrakimizi zehirleyen batı, bizden aldığı kadim değerlerin yerine bunalımı, başkaldırmayı, tatminsizliği koydu. Belki de bu yüzden bunalımı, bohemliği sanatçı olmanın ön koşulu gibi gören aydınlar yaşadı/yaşıyor bu ülkede. Hâlbuki inanacak ve yaşayacak bir imanı olmayan insan, köksüz, tarihsiz ve aşksız nereye gidebilir. İnanmak, çağın albastılarına karşı koyabilmenin ilk koşulu değil mi? En başta kendisinin muhteşem bir “sanat eseri” olduğunun şuurunda olmayan bir insanın üretebileceği sanat neye, kime, hangi insanî yanlarımıza dokunabilir?

Evet, intiharların durdurulamamasının en önemli sebebi Müslümanca yaşa[ya]mama inadımızdır. Şeytanî bir inat bu, asla Rahmanî değil. Bir de şu var; “Mavera’yla göbek bağını kesen bir toplum ya çıldırır ya da intihar eder” diyor Cemil Meriç.

Doğarken kesilen göbek bağımız, aslında bizim bu dünyaya ait olmadığımızın ilahi bir remzidir. İlk uyarı budur insana. Bir de ruhumuzun göbek bağı vardır ve bu bizi fıtrat olarak asıl ait olduğumuz yere yani ‘âlem-i ervâh’a bağlar. Bu, maveradır. Bu, aşkın bir metafizik dünyadır. Sığınabileceği bir maverası olmayan insan, fıtratın sınırlarını zorlamaya başlar. Sonra perde yırtılır ve… Canımız bir kuş, ruhumuz bir kafes ve ölmek bir emanet. Bu yüzden her intihar Azrail’i üzer. Çünkü intiharın bir diğer adı da ‘Azrail’siz ölmek’ değil midir? O’ndan izinsiz, O’nun rızasını almadan… O’nun iznini, rızasını almadan gidilen bir “yol”un menzili olabilir mi?

FavoriteLoading Bu yazıyı Favorilerime ekle

BENZER YAZILAR

Yorum Yapın

*

Önceki yazıyı okuyun:
Teravih Tefsirleri 1433-15

Araf Suresi 59-72. Ayetler. Peygamberlerin sayıları Kuran-ı Kerim'de isimleri sayılan peygamberlerin özellikleri. Hz. Nuh'un öne çıkan özelliği nedir? Ömrü? Peygamberlik...

Kapat